Haksız Koruma Tedbiri ve Tazminat Hukuku

Haksız Koruma Tedbiri ve Tazminat Hukuku

Hukuksal alanda koruma tedbirleri kapsamında değerlendirilen yakalamak, göz altına almak, el koymak ve tutuklamak gibi yaptırımlar, kanunlarda belirtildiği biçimde uygulanmalıdır. Bu konu hakkındaki hükümler Koruma tedbirlerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu üzerinde açıkça ifade edilmektedir. Eğer açıkça ifade edilen bu hükümlerin dışında bir yaptırım uygulanmış ise, bunlar hukukta “haksız” olarak nitelendirilmektedir. Bu şekilde bir haksızlığa uğratılan kimsenin de tazminat hukuku kapsamında tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır.

 Koruma Tedbirleri ve Tazminat Davası İle İlgili Hükümler

Koruma tedbirleri uyarınca işlenen herhangi bir suçun ve suçlunun tespiti sırasında yakalama, göz altına alma, tutuklama gibi eylemlere başvurulmaktadır. Ancak uygulanan bu eylemler eğer yakalanan kişiye karşı herhangi bir haksızlığı içerip de, kişi bu eylemlerden ötürü mağdur ediliyor ise, bu durumda yasalar, bu kişiye tazminat ödenmesini belirtmektedir. Koruma tedbirleri sonucunda mağdur edilen kimselerin tazminat davası açabilmeleri için gerekli olan haller, yine yasalarda beyan edilmektedir.

Yasaların açıkça belirttiği durumların dışında tutuklanan ve herhangi bir gerekçe belirtilmeden tutukluluğuna haksız şekilde devam edilen kimselerin tazminat davası açma hakkı bulunmaktadır. Bununla birlikte gözaltı süresinin, kanunlar ile belirlenen bir zamanı bulunmaktadır. Bu süre zarfında mahkemesi görülmeyen kimselerin de gözaltında tutulmaları uygun değildir. Bu yaptırımın uygulanması sureti ile mağdur edilenlere de tazminat davası açma hakkı doğmaktadır.

Ayrıca bir kimse tutuklanıyor ise, bu kimseye tutuklama sırasında kanuni haklarının neler olduğu mutlaka belirtilmeli, bu kimsenin bu haklardan yararlanması kesinlikle engellenmemelidir. Bu kimselerin kanun huzurunda yargılanmaları için de belli bir prosedür işlemektedir. Tutuklanan kimsenin belirlenen süre içerisinde hakimin huzuruna çıkarılması ve mahkemesinin görülmesi gerekmektedir. Mahkemede kişinin beraat etmesine karar verilirse, bu kimseyi hapiste tutma hakkı kesinlikle yoktur. Eğer beraat etmesine karar verilen kimse, haksız şekilde hapiste veya göz altında tutuluyor ise, bu kimseler de yaşadıkları mağduriyet dolayısıyla tazminat davası açabilirler.

Bir kimsenin suç işlediğine dair kanıtların bulunması, yakalama ve tutuklama süreçlerinde önemlidir. Haklarında bu şekilde kanıtların bulunmadığı kimseler, ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakılacaktır. Eğer herhangi bir kanıt olmadan veya net bir suçlama nedeni olmadan bir kimse tutuklu bırakılıyor ise, bu durum hukuka aykırıdır. Tutuklanan kimselerin ailelerine haber verilmesi de zorunludur. Tüm bu mağdur eden halleri yaşayan kimselere kanunlarca tazminat ödenmesi ve bu kimselerin dava açmaları, yasalarca tanınan haklardır.

  Koruma Tedbirleri Nedeni İle Tazminat Davası Açmanın Bir Süresi Var Mıdır?

Bahsedilen sebepler ile mağdur edilen ve haksız gözaltı, haksız tutuklama, haksız yakalama ve el koyma hallerini yaşayan kimselerin tazminat davası açmaları için kanunlar tarafından belli bir süre verilmektedir. Belirtilen bu süre kararın kesinleşmesi üzerine 3 aydır. Ancak bu kararın kesinleşmesinden sonraki 1 yıl içerisinde tazminat davasının açılabileceği, yasalar tarafından hükümlere bağlanmaktadır.

Kararın kesinleşmesinin ardından 1 yıl geçmesinin üzerine açılan davalar, mahkeme tarafından reddedilmektedir. Haksız koruma tedbirleri dolayısıyla açılan davalar, söz konusu olan kişinin yaşadığı ve ikametgah adresinin bulunduğu yere bağlı olan Ağır Ceza Mahkemelerinde açılmaktadır. Söz konusu kişi eğer yabancı ülke ikametgahına sahip ise, davanın milletler arası hukuk kurallarına göre açılması gerekmektedir. Bu durumda İstanbul, İzmir, Ankara gibi büyük kentlerde bu mahkemenin açılmasına ihtiyaç duyulacaktır.

Bu davayı açma hakkına sahip olmayan bazı kimseler de bulunmaktadır. Eğer tutuklama sırasında kişi bir suçu işlediğini adli makamların huzurunda itiraf etmiş ise, bu kimseye uygulanan tutuklama haksız olarak kabul edilmemektedir. Dolayısıyla suçu işlediğini itiraf eden kimseler, koruma tedbirleri nedeni ile tazminat davası açma hakkına sahip değildir. Aynı zamanda tutuklama sırasında gerçek dışında beyanlar verip, suç işlediğini söyleyen kimseler de dava açamaz.

  Koruma Tedbirleri Nedeni ile Açılan Maddi ve Manevi Tazminat Davalarında Tazminat Miktarı

Koruma tedbiri nedeni ile açılan tazminat davaları, maddi ve manevi olmak üzere iki türlüdür. Bu davalarda ödenecek olan tazminatın miktarının belirlenmesi için bazı usuller bulunmaktadır. Buna göre manevi bir tazminat davası söz konusu oluğu zaman, kişinin yaşamış olduğu mağduriyetin boyutu göz önüne alınmaktadır. Manevi tazminat davalarında verilecek tazminatın maddi tazminat davalarında olduğu gibi net ölçüleri bulunmamaktadır. Bu nedenle kişinin mağdur edildiği olay, detaylarıyla incelenecektir. Bu kimsenin yaşadığı olay sırasında maddi kayıpları olmuşsa bunlar değerlendirilecek, kişinin yaşamış olduğu psikolojik baskının boyutu ele alınacak ve tutuklama şekli, tutuklu kaldığı süre içinde yaşadığı olaylar, tutukluluk süresi gibi kriterler incelemeye alınacaktır. Yapılan bu inceleme sonucunda tazminat miktarı belirlenmektedir.

Maddi tazminat davalarında ise, tazminatın miktarını belirlemek daha kolaydır. Bu durumda kişinin maddi kayıplarının belgeler ile mahkemeye sunulması istenmekte olup, belgeler ile ispatlanan bu miktarın ölçüsünde bir tazminatın ödenmesine hükmedilecektir. Ayrıca kişinin tutukluluk veya gözaltı süreleri içerisinde ödediği avukat ücretleri, avukatın işlemlerini görebilmesi için ona verdiği vekaletnamenin ücreti ve mahkeme için ödenen ücretler de maddi tazminat davası ile geri alınabilmektedir.

Comments

Leave a Reply

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>